
SABAHA KADAR OSCAR...
Artık kanıksadım ki, Bu Oscar gününde de "Bu Akademi sinema işinden hiç anlamıyo yaa" diyerek ama buna rağmen üzerine yorumlar yapmaktan da geri kalmadan, uykumdan feragat ederek organizasyonu takip edeceğim.
EN İYİ FİLM
Bu yıl yine "Ah nerede o eski "best picture" adayları..." diyeceğimiz bir aday listesi var. Filmlerin hepsini olmasa da büyük çoğunluğunu izlemiş biri olarak İran temsilcisi A Seperation filmi dışında En İyi Film bu olmalı diyebileceğim bir film yok, zira A Sepertion da En İyi Film dalında aday olmadığından "Best Picture" heykeli yarışanların en iyisinin olacak ancak..
Bu dalda nostaljik tadı ve eski Hollywood'a selam duruşuyla The Artist'in süpriz yaşatmadan ödülü alacağını düşünüyorum, The Artist'i izlediğimde hem bir dönem filmi hem de ve asıl önemlisi bir sessiz film olarak ne denli zor bir işin üstesinden geldiğini düşünmüş ve hakkını vermiştim. Oyunculuklar ve sanat yönetimi özellikle öne çıkıyordu, ama yılın en iyi filmi mi... Hadi canım! diye geçirmiştim içimden. Bu dalın diğer adaylarını izlediğimde ise, The Artist ödülü alır dedim, zira Akademinin bu filmden daha fazla seveceği herhangi bir aday göremedim.
The Help, eleştirel ve sert senaryosu ile aslında Oscarlarda iş yapabilecek temele sahip, ancak filmin içindeki karikatürize sayılabilecek abartıya sahip karakterler, filmin başarısına engel olmuş gibi görünüyor. Elbette The Help eli yüzü düzgün, başarılı bir film. Ancak hem Akademi'nin hem de Amerikan sinema eleştirmenlerinin çok seveceği bir konuyu daha etkileyici (unutulmaz) bir biçimde ele alabilirdi. Eleştirdiği konu mühim, anlattığı dönem yakın tarih, eleştiri biçimi gayet sert ama film bu öğeler kadar omurgalı değil maalesef. O açıdan en iyi film dalında Oscarlık hikayesine rağmen The Help'e şans tanımıyorum.
Bu dalda aday filmlerden biri de The Descendants. George Clooney'in başrolünde olduğu klasik bir Alexander Payne filmi. Ancak maalesef senaryonun gücüne rağmen bende yönetmenin diğer önemli filmleri Sideways ya da About Schmidt etkisi yaratmadı.
Bana göre bu dalın en iyi 2 filminden biri olan ancak pek şans tanımadığım yapım ise Moneyball. Brad Pitt'in başrolünü oynadığı, Baseball dünyasının iç dünyasını çok naif bir dille anlatan, aksiyondan uzak durup, derdini en berrak haliyle ortaya koyan bir film Moneyball. Hem hikayesi, hem oyunculuklarıyla övgüyü hakediyor. 6 dalda Oscara aday olan film heykel kapabilir mi bilmiyorum ancak en iyi film dalında pek şansı olmadığı açık.
The Tree Of Life bu yıl izlediğim filmler içinde beni en çok etkileyenlerden, buna bir film değil de sanatsal bir etkinlik olarak da bakılabilir, çünkü gerçekten anlatılması zor büyüleyici bir üslubu var filmin. Anlattığı trajedi, mükemmel oyunculuklarla daha da güçleniyor. Tree Of Life Akademi'nin genel kanısını az çok tahmin edebildiğim için çok şanslı görünmese de bence bu dalın en iyi filmi.
Woody Allen New York dışına çıktığında büyüsünü kaybedeceği geyikleri yapılıyordu. Ancak son filmlerinde gördük ki lezzeti değişse de kalitesini kaybetmeyen işler çıkarmaya devam etti büyük sinemacı. Midnight in Paris bu örneklerin belki de en iyisi. Bu görüşümü tartışmaya kalksam elimde savunacak neyim var bilmiyorum ancak, en basit haliyle filmi çok sevdim. Film süresince verdiği kör göze parmak mesaj da bence çok önemli ve hep akılda tutulası cinsten. Bu filmin de bu dalda şansı yok, ancak bu dalın en seyredilesi filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
Diğer adayları genel olarak değerlendirmek gerekirse, War Horse ile ilgili Spielberg kalitesi ve şaşalı sahneleriyle görkemli bir film olduğu izlemeden de söylenebilir. Ancak bu filmin de süpriz yapacağına ihtimal vermiyorum. Scorsese'nin Hugo'su 10 dalda aday olduğu gecede elbette en azından teknik dallarda alacağı ödüllerle eve eli boş dönmeyecektir ancak bu dalda şansı yok. Extremely Loud and Incredibly Close filmiyle ilgili ise bir fikrim yok.
Özetle bu dalda ödül büyük bir süpriz olmazsa The Artist'in olacaktır. Ama bu yılın en iyi filminin açık ara A Seperation, bu adaylar arasında da Moneyball ve Tree Of Life'ın öne çıktığı gerçeğini değiştirmez.
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Bu dal için söyleyecek fazla bir şey yok bence, Brad Pitt Moneyball ile bu ödülü gerçekten hakedecek bir iş çıkarmış olsa da, George Clooney ve Gary Oldman gibi güçlü isimler yarışıyor olsa da The Artist'in başrolü Jean Dujardin bu dalda ödülü kimselere kaptırmaz. Actor In a Leading Role dalında itiraza yer bırakmayacak şekilde favori kendileri, şimdiden tebrik ederiz...
EN İYİ KADIN OYUNCU
Gecenin heyecanlı dallarından biri bu olacak. Zira Marliyn Monroe'yu canlandıran Michelle Williams normal şartlarda ünlü efsanelerin tıpkısının aynısı olmayı başaran oyunculara ölüp biten akademinin tartışmasız favorisi olabilirdi, normal şartlarda dedim çünkü şartlar normal değil; tam 17 kez (oha) oscar adayı olmuş ancak sadece 2 kez kazanabilmiş bir oyunculuk tanrısı duruyor karşısında. Meryl Streep hem 15 kazanılamamış adaylığın, 30 yıldır heykel hasretinin ve canlandırdığı "Iron Lady" Margareth Teacher karakterinin gücüyle Michelle Willams'ın umutlarını söndürüyor. Bu da yetmiyor genç akristin karşısına 6 kez oscara aday gösterilmiş hiç kazanamamış bir başka dev isim Glenn Close hem de bir erkeği canlandırdığı performansı ile çıkıyor. Bitti mi sandınız bitmedi, Viola Davis de yalın oyunculuğu ve rol için aldığı kilolarla ırkçılık eleştirisi üzerine kurulan güçlü bir filmin siyahi oyuncusu olarak aday listesine giriyor.
Özetle Michelle Williams'a bu gece ödülün sahibi açıklanırken kamera onu çektiğinde yalandan gülümsemek düşecek. Bu dal için yarış ise Meryl ile Glenn arasında geçecek. Glenn'in rolü her ne kadar çok iddialı dursa da, bana Meryl Streep 30 yılın ardından heykeli alacak gibi geliyor..
EN İYİ YÖNETMEN
En iyi yönetmen dalında da favori bu gecenin kazananı olacağını öngördüğüm The Artist'in yönetmeni Michel Hazanavicius olacak gibi konuşuluyor olsa da benim görüşüm farklı. Akademi bazen 2. planda kalan ama çok beğendikleri filmler olduğunda en iyi film ile en iyi yönetmeni pay ediyorlar gibi hissediyorum. Burada da böyle bir durum yaşanabilir. Hem yaşayan en büyük Amerikalı sinemacı hem de 11 dalda aday olan bir filmin yönetmeni olarak Scorsese bir süpriz yapabilir**. Bunun dışında diğer adayların çok şansı olduğunu düşünmüyorum. Alexander Payne'i iddialı bulanlar var ancak dediğim gibi ben filmini eski filmlerine oranla daha sıradan buldum. Benim kazanmasını dileğim aday ise kesinlikle Terrence Mallick.
**Açık ara en sevdiğim yönetmen olan Scorsese'nin oscarı ne kadar önemsediğini bilsem de bu filmle ödül almasını istemiyorum, zira Goodfellas, Raging Bull, Taxi Driver gibi filmlere imza atmış bir adama en iyi yönetmen ödülü The Departed gibi gereksiz bir remake ile verildi, ikincisini de Hugo ile alırsa Scorsese sinemasına hakaret gibi bir şey olur bu.
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
Yazının başında da söylediğim gibi bu yılın benim için en iyi filmi olan A Seperation'ın yarıştığı 2 daldan biri de bu. Dünyada neredeyse aday olduğu tüm ödülleri kazanan filmin, benim geceme bu dalı kazanarak neşe katacğaını umuyorum. The Artist burada da güçlü görünse de benim bu işe aklım ermedi bir türlü. The Artist'in artılarından bahsettim, ama ÖZGÜN senaryo mu. kelime karşılığı olarak bile komik duruyor. Bana sessiz sinemadan sesliye geçiş döneminde sessiz sinema fenomenlerinin yaşadığı travmatik süreci anlatan bir hikaye yaz Pazartesi'ye getir deseler benzer bir hikaye yazardım. Gecenin olası en büyük skandalı bu heykelin The Artist'e gitmesi olacaktır. A Seperation hadi olmadı Midnight in Paris.
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Alexander Payne buradan heykel çıkarabilir. Bence yönetmenliğinin önünde olan senarist kimliği ile (yönetmenliği de iyi elbette) bu dalın güçlü adaylarından biri The Descendants.The Ides of March da kazansa hakkıdır bence, Hugo da olabilir elbette.. Benim tahminim The Descendants, dileğim ise The Ides of March
EN İYİ SİNEMATOGRAFİ
Bu dalda da benim içimden geçen Tree Of Life'ın ödülü alması. Ancak burada War Horse ve The Artist arasında geçecektir yarış.
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Gecenin bankolarından biri de bu dalda; Christopher Plummer. Beginners filmindeki sıradışı karakterin avantajı ile ödülü çok büyük ihtimal ile alacaktır. Warrior'daki performansı ile Nick Nolte ya da Moneyball ile Jonah Hill Plummer olmasalar kıyasıya yarışabilirlerdi.
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Bu dalda The Help'ten iki aday olmasına rağmen bence The Artist'teki mimiğe dayalı performansı ile Bérénice Béjo ve sıradışı karakteri ile Janet Mcteer öne çıkıyor.Yalnız bu dalda şöyle bir durum yaşanabilir, yine The Help'in kadrosundan en iyi kadın oyuncu ödülüne aday olan siyahi oyuncu Viola Davis'in ödülü alması imkansız olduğundan, hiç de fena iş çıkarmayan Octavia Spencer gecenin 2. siyahi kadın oyuncu adayı olarak The Help'e bir heykel getirebilir. Akademinin bu tarz öyle veremedik böyle verelim şeklinde yaptığı ayarlamalara alışığız ne de olsa.
EN İYİ YABANCI FİLM
Buradaki tüm filmleri izlememiş de olsam, "A Seperation'dan iyisi olsa duyardık" diyor ve defalardır tekrarladığım gibi yılın en büyük filmi olan A Seperation'ın kazanacağına adım kadar eminim diyorum.
Diğer teknik dallarda ise, Hugo elinden geleni ardına koymayacaktır, en az 3-4 ödül çıkartacağını düşünüyorum. Yıllar önce Scorsese'nin 10 adaylıkla gelip sıfır çektiği Gangs Of New York hayalkırıklığı ancak bir kez olur bana göre..
Gecenin sunumunu bu yıl tekrar oscarın gediklisi ve bence geceyi en güzel sunan abimiz Billy Crystal'a verdiler. Bu güzel gelişmeyle birlikte kırmızı halısıyla, röportajlarıyla, kazanan kaybedenleriyle bilindik bir oscar gecesi olacak, hakkaniyetli ve eğlencesi bol olsun yeter.. Herkese iyi seyirler.
Bu arada bir ilginç not, yanlış hesaplamadıysam Martin Scorsese filmleri bugüne kadar toplam 64 kez oscara aday olmuş ve bunlardan 15 heykel toplamış. aynı oran devam ederse, Hugo bugün 11 adaylığın 3 ödül alır gibi duruyor, bakalım istatistikler yalan söyleyecek mi :)
Umut Asil
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)