
Hamur işi film olarak tabir edebileceğimiz bir Adam Elliot filmi diyebiliriz Mary&Max'i özetlemek için. Film iki farklı coğrafyada benzer kaderleri paylaşan iki mektup dostunun gerçek bir hikayeden uyarlanmış hali. İki "öteki" yi daha doğrusu iki "ötekileştirilmiş" i anlatıyor hikaye. Biri zihinsel olarak diğeri ise çocukluk yılları içinde yaşadığı ruhsal ve fiziksel sorunlar nedeniyle ötelenmiş halde olan ve dünyayı bir türlü sağlıklı algılayamayan - ya da aslında en doğru şekilde ve fakat herkesten farklı algılayan- iki kişinin hikayesi.
Filmin başında beklentiler çıtasını hep yukarı koyan Elliot'un elinden başarılı bir stop motion ve hamurdan meydana getirilmiş sevimli karakterlerin tebessüm ettiren hikayesini izlemek olsa da film bize çok daha fazlasını veriyor. Herşeyden önce mizah ile film boyu insanın içine işleyen bir duygu yükünü filmin geneline bu kadar başarılı yayabilen başka film hatırlamıyorum yakın tarihte. ağzınızın şekli tebessüme teşne bir haldeyken gözlerinizin de ıslanayazması dramatik sanatlar açısından becerilmesi oldukça zor birşeydir. Ağlak film yapmakla cıvımak arasındaki alanda en doğru yeri bulmak herkesin harcı değildir. Ama Elliot elinin hamuru ile bunu çok çok iyi başarmış diyebilirim.
Mary'nin hikayesi ile paralel ilerleyen Max'in hikayesi, homofobik* karşı komşunun fobisini yenişi ve göz yaşartan finali kısaca herşeyi ve her öğesi ile Mary and Max üstte belirttiğim ağız göz kombinasyonunu sağlayan ender filmlerden biri olarak izlenmeyi hakediyor.
Mary&Max
Julie and Julia

Julie&Julia bu yılın kendi kulvarında iddialı yapımlarından biri olarak görünüyordu. "Merly Streep varsa ölüsü iş yapar" diye düşünülüyor olabilir, Ancak J&J o kadar da iyi bir film değil. Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmin yönetmeni Nora Ephron. Tom Hanks ve Meg Ryan ile birlikte You've Got Mail ile kendi zirvesini gören yönetmen bu sefer de sırtını Streep ve Amy Adams'a dayamayı yeğlemiş. Haksızlık etmek de istemem, zira Julie and Julia kötü bir film değil. Kötü bir hikaye hiç değil. Ancak filmin önemli sorunları var. Bunların ilki, karakterler çok fazla karikatürize edilmiş. Film ve hikaye ise daha gerçeğe dokunan karakterleri hakediyor. Julia Child'ın azmi, yeteneği vs. güzel işlenmiş ancak Merly Streep'in yeteneklerinden faydalanmak adına çok fazla tiyatral bir karakter tasviri çıkıyor karşımıza. Aynı şey Julie'nin karakterinin olması gerektiğinin aksine Amy Adams'ın Julia-Julie terazilemesinde hafif kalmamak adına abartılı yapay bir karakter koyuyor izleyicinin önüne. Hikaye durması ve üzerine söz söylemesi gereken yerleri hızla geçerken, aslında filmin içinde ayrıntı olacak noktalar don lastiği gibi uzatılıyor. Bu da "bitse de gitsek" duygusu uyandırıyor insanda.
Özetle "Julie&Julia" başarılı bir hikayenin kötü senaryolaştırılması ve yönetmenin istediği ile hikayenin hakettiğinin farklı şeyler olmasından ötürü ortalama bir film olmanın ötesine geçemiyor. Amy Adams ile Merly Streep ikilisi de başarılı oyunculukları ile geçen yılın yüzakı olmasında rol oynadıkları Doubt'ın üzerine bu sefer vasatın altında bir işte birlikte çuvallıyorlar.