Demirkubuz’dan 21. yüzyıl çirkinliğinde “Leyla ile Mecnun” masalı..



Kader

Türk sinema tarihinin bence en önemli 5 yönetmeninden biri ve sonuncuları Demirkubuz, nedenine gelince diğer filmlerini hadi yok sayalım, yine de sadece masumiyetle dahi, Türkiye’de bir sinema dili yaratılabileceğinin, bunun yaşamın en dibi kadar gerçek olabileceğinin dahası, yaşamın en dibinin aynı zamanda dibine kadar da sanat olabileceğinin ispatıdır Demirkubuz.

Uygar dünyada Leyla ve mecnun olmak işte bu kadar zordur.. uğur’un zagor’a bekir’in uğur’a olan aşkları bu masal kahramanlarından çok daha büyüktür ve de gerçek.. kendime soruyorum, Leyla mecnun için orospuluk yapar mıydı diye, ya da şirin 50 ayrı müebbet yemiş bi ferhat için bok kokan deliklerde çürümeyi göze alırmıydı. Peki kerem aslı için evini işini çocuklarını ailesini rahat yaşamını bırakıp, hem de hiç karşılık göremeyeceğini bile bile hergün biraz daha öleceğini bile bile bu parmaklıksız hapse sürüklenirmiydi kendi rızasıyla..

Demek ki neymiş.. 21. yüzyılın varoşlarında masalsı aşklar da yaşam kadar sert yazılırmış.

Vildan atasever ya da ufuk bayraktar, bu ülkeden nasıl oyuncu çıkarı göstermekle kalmıyorlar, yönetmen olmanın birinci şartının popüler Vildan ataseverden “uğur” yaratmak olduğunu da ispatlıyorlar.. atasever derya alabora’nın masumiyet performansını kaç kez izlemiş bilmiyorum ama perdede bize yaklaşık 10 yıl önce izlediğimiz “uğur” u izletti bize.. tıpkı bayraktar’ın aynı “Bekir” i izlettiği gibi..

Bu denli gerçekçi diyaloglar, bu denli arka sokağımız gibi hissetirilen sahneler, bu denli sade ve gerçek oyunculuklar. Bu kadar hayata dair çerçeveler. Demirkubuz için söylenecek çok şey yok. Lütfü akad’ın ardından yılmaz güneyin 3. kuşağı o..

Filmin Bekir ve uğur’un geçmişleri olduğunu düşündüğümde kader’in 80 lerde geçmesini bekliyordum ama günümüzde geçen bir hikayeyle karşılaştım, “nasıl olur” a kafayı takmıştım ki, görünmeyen tv den masumiyetin en hararetli sahnesinin sesi duyuldu, takribi 20 yıl sonraki bekr, uğura ağız dolusu “orrrrrooossspuu” diye bağırıyordu.. o an zamansal çakışmayı irdelemenin bu sinema şöleni içinde gereksiz olduğunu kavrayıp filme döndüm.

Bu unutulmaz hikayeyi, bu travmatik aşkı, bu kaybolmuşlukları, yaşanamamışlıkları, bekir’in acısını, uğur’un acılarını ve masumiyet’te yaşanacakları aklıma getirerek soğukkanlı olmaya çalışarak izledim.

Oyuncuların istisnasız (vurgulu biçimde istisnasız) hepsinin, büyük yönetmen demirkubuz’un, filmin başında filmi adadığı, yılmaz güney ekolünün önemli temsilcisi ökten’in, hatta güney’in ve hatta hatta akad’ın ellerine sağlık..

İçimizi burkan, boğazımıza yumruk gibi oturan bir masalı ve fakat içimizi ferahlatan, gönlümüzü okşayan bir sinema eserinin yaratımında emeği geçen herkese yani…